Editörden » GEÇMİŞE DÖNME ÇABASI
Ömer SEVİL
Horoloji dünyasında kimileri yenilikler, son teknolojiler ve sıradışı tasarımları tercih ederken, azımsanamayacak sayıda saat tutkunu da hâlâ oyunu klasik dokunuşlardan yana kullanıyor. Birçok koleksiyoner, markaların tarihlerine damga vurmuş bu tip zarif, sade ve ikonik koleksiyonlara karşı koyamıyor ve bu durum da ortaya farklı bir kategori daha koyuyor. Bir kelimeyle Türkçe’ye çevirmek çok kolay olmadığı için “Vintage” pazarı olarak adlandırılabilecek bu alanda, sayısız marka tarihi modellerinden ilham alarak yeni üretimlere imza atıyor ve özellikle yeni model selefinin DNA’sını sıkı sıkı koruyorsa, sonuç da oldukça olumlu oluyor. Bu açıdan bakınca, 2015 Vintage tutkunları için olağanüstü bir yıl.

İçeride bu seneki en iyi örneklerini derlediğimiz Vintage parçalara beslenen tutkunun önemli sebepleri var. Öncelikle her alanı fazlasıyla endüstriyelleşen dünyada, mekanik saatçilik aslında bir anlamda insanların geçmişle olan bağlarının kopmamasını sağlıyor. Başlı başına oldukça duygusal bir tarafı olan bu sektörde, biraz daha geriye dönüp tozlu sayfaları karıştırmak ise işin samimiyeti ve romantizmini daha da arttırıyor. (En azından böyle düşünülüyor) Tabii diğer taraftan da her ne olursa olsun Vintage uyarlamaların da modern üretimler olduklarını söyleyenler var. Yani gerçekten saatin orijinal haline sahip olmadıktan sonra, söz konusu samimiyetin aslında küçük bir ilüzyondan ibaret olduğunu düşünenler... Burada iş tamamen saat tutkunlarının karakter ve yargılarına kalıyor. Zira iki tarafın da haklı olduğu noktaları inkâr etmek imkânsız. Ancak hazırlarken çok keyif aldığım reklam tarihçesi dosyamız, sahiden o günlerin ruhunu yakalamanın yalnızca eski saatleri uyarlamakla sağlanamayacağını da açıkça gösteriyor. Saatin alarmı olduğunun “rrrrrrrr” sloganıyla anlatıldığı bir dönemden bahsediyorum, her şey daha ne kadar saf halinde olabilir ki!

Son olarak bu sayımızda üç çok özel röportajımız olduğunu da söylemem gerekiyor. Aynı gün ve aynı yerden, Michael Jordan ile aynı saati alan unutulmaz basketbolcu Murat Evliyaoğlu’nun saat dünyasındaki yolculuğunu ve dâhiyane kişiselleştirme fikriyle insanlara bambaşka bir dünyanın kapılarını açan George Bamford’un Türkiye’deki ilk röportajını mutlaka okumalısınız. Tabii Bomberg’in kurucusu Rick de la Croix’ı da... “İsviçre saatçiliğinden ben bile bazen sıkılıyorum, insanlar ne yapsın!” diyebilecek kadar özel bir adamın vizyonuna kulak vermekte fayda var.

İyi okumalar...

Watch Plus
İstanbul Ofis: Kervangeçmez Sok. Dilan Sitesi B2 Blok Kat:2 No:4 Mecidiyeköy
Ankara Ofis: Mithatpaşa Cad. 31/16 Kızılay
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Powered by .NET